Türk Akademisi Japon Kerhanesine Karşı

[İlk yayın: 26/08/2014]

Japonya’da geçen bir hikâye çevirirken karşıma bir yerde soapland (sabun diyarı!) diye bir sözcük çıktı. “O neymiş ya?” deyip araştırınca çok affedersiniz bir nevi Japon kerhanesi olduğunu ve çok da dolaylı olmayan biçimlerde, misal İstanbul Üniversitesi ile, misal Kandilli Rasathanesi ile yolları kesişen bir tarihsel mirasa sahip olduğunu gördüm. Sonra mevzu açıldı.

Yabancılara hitap eden ilk soapland müjdeleniyor

Japonlar ve Olmayası Cinsellikleri

Japonlar, dışarıdan göründüğü kadarıyla, binlerce yıldır varlıklarını sürdürebilecek kadar üremeyi  başarmış olmalarına rağmen, cinsellik meselesine yaklaşımlarında birtakım temel sıkıntılar olan bir millet. İnternetin %8’i falan da kendilerinin cinsellikle imtihanını içeren videolarla dolu. Hatta şu adamın çarpık aritmetiğine bakılınca her 200 Japon kadından biri bir porno yapımda boy göstermiş. Neyse, mevzu bu değil.

Ama Aslında Mevzu Bu da Değil

Şimdi fuhuşsuz yapamamış, ama fuhşa karşı da hep enteresan bir savaşma refleksi göstermiş bu Japon arkadaşlar. 1617 senesine kadar cinsel ilişkinin alım satımıyla ilgili herhangi bir kuralı kanunu olmayan bu millet, bu tarihten sonra habire ilgili alanı düzenlemeye yönelik tuhaf adımlar atıp durmuş. Sonra işte geyşa falan hadiseleri, fuhuş etrafında örülen (ama yer yer aslında fuhuş sayılmayacağı falan da iddia edilen) devasa bir kültür bina etmişler. 1800’lerin sonuna doğru Japonya batı etkisiyle az değişip dönüşmeye başlayınca, gelenseksel frenleme ve kısıtlama mekanizmalarında yine sıkıntılar çıkmış ve ayıplı mahallelerde çarşı karışmaya başlamış. Bunun üstüne de hükümet ve kolluk el ele verip çeşitli saadettintantanvari tedbirlerle fuhşa karşı yılmaz bir cenge girişmişler.

Sonra, malum ayarsız millet, bir tür fuhuş ihracat sektörü ve günden güne büyüyen bir pezevenklik endüstrisi ortaya çıkmış. Bazı adi pezevenkler, Japonya’nın yoksul balıkçı ailelerinin kızlarını kandırıp Çin, Kore, Tayland gibi memleketlere pazarlamaya başlamış. Hatta bu kızcağızlar için özel bir niteleme de oluşmuş: karayuki-san (denizötesindeki hanım). Olay gittikçe büyüyünce, dışarıda fuhuş yapan Japon kadınların sayısı da epeyce artmış ve bu sefer ortaya bir asjoshigun ([gurbetteki] kızlar ordusu) realitesi çıkmış. Dolayısıyla 1910’lar ve 20’ler boyunca hükümet memleketin “itibarını zedeleyen” bu kültür elçilerini gavurun batakhanelerinden tek tek toplayıp Japonya’ya geri getirmek için epey kafa patlatmış.

Mevzu Burada Başlıyor Gibi

Gibi gibi olaylarla dolu yani Japon seks endüstrisinin tarihi. Ama temel mesele şu: Doğrudan cinsel ilişki satılan yerler açmak hep zor olmuş, bu yüzden cinselliği başka kılıflar, çerçeveler, ritüeller içine sarıp sarmalayan gelenekler doğmuş. Bunların başlıcalarından birisi de hamamlar olmuş. Yani bugün dünyayı istila etmiş “masaj salonları” hadisesi gibi, müşterinin aslında yıkanma hizmeti alır gibi olduğu ama aslında tam da öyle olmadığı bir durum ortaya çıkmış. Bize ne? Bize şu: Bu amaçla kullanılan hamamların ortak adı toruko, wait for it, buro imiş. Toruko-buro da, hiç şaşırtmayıcı biçimde, bildiğimiz Türk hamamı demek oluyor

Image result for nusret sancaklı

İki milyon yıllık tarihi boyunca asla cinselliğe yaklaşmamış, aklından bile geçirmemiş şanlı Türk budununun böyle bir hakareti kabul etmesini beklemek epey naiflik olurdu, değil mi? Olurdu evet. Beklenen kahraman Nusret Sancaklı, 1954 yılında bir Yugoslavya Türkü olarak dünyaya gelmiş, bebekken anayurda göç etmiş. İstanbul Üniversitesi’nde okuyup bir süre Kandilli Rasathanesi’nde çalışan ulu kurtarıcı, 1981 senesinde ise bir burs bulup kapağı Japonya’ya atmış ki…

Bir de ne görsün? Afedersiniz şanlı ırkının adı bütün batakhanelerin tabelalarını süslüyor. Sineye çekmenin de imkânı yok. Öyleyse ne yapmış? Tabii ki ortalığı ayağa kaldırmış. Büyükelçiliği dürtmüş, Japonları çimdiklemiş, muazzam bir kampanya şahlandırmış. Sonuç? Japon Sağlık Bakanlığı kampanyanın talebini yerinde bularak bu rezilliğe bir dur demiş, topu Japonya Özel Banyo İşletmeleri Derneği’ne (?!) atmış, “Şu adınızı değiştirin gençler,” demiş. Derhal olağanüstü toplanan dernek üyeleri aralarında yeni bir isim kararlaştıramayınca, “En iyisi biz bu meseleyi ulusal bir yarışma açarak çözelim” demişler (tövbe estağfurullaaaaah!)Nitekim bu isim bulma yarışmasına 2400 kişi katılmış. Soapland ismini öneren sivri arkadaş birinci olmuş, milli gurur vesilesi haline gelmiş, devlet kendisini ödül olarak Hokkaido’ya üç günlük tatile göndermiş. Acaba Türkiye hükümeti Nusret Sancaklı’ya bir güzellik yaptı mı, o konuda bir bilgiye erişemedim.

Aslında Mevzu Pek de Matah Değilmiş & Kapanış

Velhasıl, bu kahraman bireyimiz -başlığa da akademi dedik ama- Japonya’dan dönünce Kandilli’yi falan da bırakıp kendisini Japonca öğrenme kitapları yazmaya, turizm ve yatırım şirketlerine danışmanlık etmeye adamış. Bir tür kültür elçisi rolüne sarılmış. Soapland‘ler de herhangi bir penetrasyon içermeyen cinselliğin had safhada yaşandığı, google sonuçlarına bakılırsa yabancıların da pek düşkün olduğu bir yerel değer olarak yaşatılmaya devam ediyor, Türklüğe hakaret etmeksizin.

*2005’te 1300 adet faal soapland varmış.
*Adı Türk Hamamı olan eski bir Japon filmi de varmış.

Author: deniz dehri

bahtsız çevirmen, mutsuz eğitmen, fanatik evcimen.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *